21 Mayıs 2014 Çarşamba

PRADA INFUSION D’IRIS

ZARAFETİN KOKUSU OLUR MU?


Kendini belli etmek için bağırmayan, sakin, dingin, tertemiz bir koku. Ah iris! Nelere kadirsin!


İris diyoruz aslında ama bu bildiğimiz mor zambak. Herhangi bir bahçede kıyıda köşede büyüyüp, belki pek dikkat de çekmeyen bu çiçeğin geçmişi Yunan mitolojisine kadar uzanıyor. Eski Yunan’da iris gökkuşağı anlamına geliyor, ayrıca bir tanrıçanın da ismi (İrida) Gökkuşağı anlamına gelen bir isme sahip olmasının sebebi ise irisin gökkuşağı renklerine sahip çeşitlerinin olması. Parfüm dünyasında iris diye bildiğimiz çiçek ise mor renkli olanı. Aynı zamanda Van Gogh’un resmetmeyi en sevdiği çiçek.
Hiçbir zaman bir zambağı koklamak aklıma gelmedi doğrusu. Belki de kokmadığını bile düşünmüşümdür. Ama irisin parfümlere kattığı yorumdan sonra kendisine artık saygım sonsuz. Pudralı diye tanımlayabileceğiniz bir kokuya sahip iris. Body Shop White Musk, Dior Homme, Dior Homme Intense ve Acqua Di Parma’nın Irisleri gibi muhteşem kokulara sahip parfümlerde iris dokunuşunu görebilirsiniz.
Asıl konumuz olan Prada Iris’e gelirsek…
Parfümü tasarlayan burun Daniela-Roche Andrier. Kendisi bir çok Prada parfümünün tasarımcısı.
Çiçeksi-odunsu-musk koku ailesine giren Infusion D’iris’in üst notalarında portakal çiçeği, portakal, mandalina, neroli; kalp notasında iris, damla sakızı, galbanum; dip notasında ise vetiver, tütsü, sedir ağacı ve benzoin var.



Bu saydıklarımdan en çok hangisini mi koklayacağız peki bu parfümde? Tabii ki irisi! Parfümü ilk sıktığınızda karşılaşacağınız odunsu, keskin koku karşısında birazcık sabırlı olursanız muhteşem irisle tanışabilirsiniz. Ayrıca bu notalara bakıp da erkek parfümü mü bu sorusu da sorulabilir. Bence erkeklere de çok yakışabilir bu koku. Ama yine de ben bir kadında koklamayı tercih ederim.
Kokularla fazla duygusal bağlar kursam da bu bağ bir süre sonra kopar bende. Bir süre önce bileğimi burnuma yapıştıran koku genellikle koklaya koklaya benimsediğim ve artık pek de ilgi çekici bulmadığım bir parfüme dönüşür. Gelin görün ki Prada Iris’i tanıyalı neredeyse bir yıl olacak, hala en sevdiğim ve tasarımını takdir ettiğim koku benim için.

Takdir etmemin sebebi ise böylesine sade bir formülasyonun inanılmaz duygulara kapılmanızı sağlaması. Iris hiçbir zaman hiçbir tende bir Tom Ford Black Orchid ya da Lancome La vie Est Belle vuruculuğunda olmayacaktır. Zaten kokuyla ilgili bende hayranlık uyandıran da bu iddiasız iddialılığı. Basit bir şişe, oldukça az renkli bir reklam ve sonrasında kopan gürültü. Bunu çok az parfüm yapabiliyor.



Prada Infusion d’Iris, nevresimi yeni değiştirilmiş bir yataktaki ilk gece uykusunun verdiği duyguyu veriyor. Tertemiz, pürüzsüz bir koku ya da tertemiz pürüzsüz bir uyku…
Son olarak bu parfümü kim kullanır sorusuna cevabım, eğer hayatta olsalardı Audrey Hepburn’ün veya Prenses Grace Kelly’nin kokusu Prada Infusion d’Iris olurdu sanki… Her ikisi de zarafet kelimesinin görsel karşılıkları olduklarından aynı kelimenin parfümdeki karşılığı onlara çok yakışırdı diye düşünüyorum.




Daha yaşayan bir silüet canlandıralım. Prada Infusion d’Iris modern kadının kokusu bence. İster sneaker ister stiletto giysin her zaman bir tarafı maskülen kalan  kocaman gülümsemeyi de çok iyi bilen ama gülümsemesini herkese göstermekten çekinen, birazcık(az amaJ) yaş almış olgun bir kadın Infusion D’iris kadını…

(Görseller Pinterest ve Harper's Bazaar UK'den alınmıştır.)