3 Eylül 2014 Çarşamba

HERMES UN JARDIN SUR LE TOIT


ÇATIDAKİ BAHÇE



Kahverengi camlı bir güneş gözlüğüm var geçen sene aldığım.
Onu taktığım zaman adeta bir valencia, bir hefe, bir lo-fi filtresinden bakıyorum hayata. Bir anda her şey daha güzel oluyor. İnanmazsınız Ankara Ulus’un sokakları Roma sokaklarına dönüyor gün batarken J

Bir parfüm var bundan yaklaşık üç yıl önce ilk defa kokladığım. Onu kokladığım günlerde inanmazsınız kış ortasında baharı yaşatıyor bana. Paris sokaklarına gönderiyor hiç masrafsız. Hayat birkaç saniye içinde daha güzel ve daha yaşanır oluyor. İş stresi belli belirsiz bir radyo cızırtısına dönerken ben Paris’teki muhteşem kesme taşlı binalardan birinin tepesine kurulmuş yemyeşil bir bahçede limonata kıvamında bir havada –gözümde tabii ki kahverengi camlı güneş gözlüklerimle- hayata bir instagram filtresinden bakarcasına zevkten dört köşe oluyorum.



Un Jardin Sur Le Toit, Hermes’in Les Jardins, bahçe, koleksiyonunun dördüncü şaheseri. Bütün seri çok güzel ama benim içlerinden en hakim olduğum çatıdaki bahçe olduğu için ondan bahsetmek istedim.

Aromatic-green koku ailesine giren parfümüzün notaları; çimen, kırmızı elma, armut, gül, manolya ve biberiye olarak belirtilmiş.

En yoğun aldığınız notalar çimen ve kırmızı elma. Ayrıca manolyanın ferahlığını da hissediyorsunuz parfümde.

Sonbahar gelirken yazı çok özleyeceğim diye ağlamaya başlayanlardansanız eğer başucunuza bir adet Un Jardin Sur Le Toit koyun ve kış boyu koklayın J

Bir de bu sonbahar Hermes olamasa da boynunuza en güzelinden bir eşarp sarmayı unutmayın ♥