20 Ekim 2014 Pazartesi

MY BURBERRY

TÜRKİYE’DE İLK DEFA KALP NOTASINDA!

Başlangıcı bir şeyi ilk defa yapan insanlardaki zafer havasını hiçbir zaman anlayamamamdan mütevellit, “İlk ben yazdım! Yerli bloglar içinde ilk yazan benim!” diye sayıklayarak yapmak istiyorum izninizle.
Ve eğer benim fark etmediğim yerli bir blogda bu parfümle ilgili yorumlar yapıldıysa da çok çok özür diliyorum yazardan.


My Burberry, Burberry’nin en son parfümü. Cânım Francis’in son işlerinden biri. (Francis de benim kendisine olan hayranlığımdan baya etkilenmiş duyduğuma göre. Çok yakında Ankara’nın yağmur ardından nasıl koktuğuna dair bir parfüm yapacakmış benim için. Dior olsun, Chanel olsun, efendime söyleyim Guerlain olsun hepsi peşindeymiş, Ankara’nın yağmur sonrası kokusunu kendi isimleriyle çıkarmak için. Ben Chanel’den yanayım. Reklamında da Chanel’in klasik tüvit takımlarından biriyle, boynumda inci Chanel kolyelerle Tunalı’da poz vermek istiyorumJ)

Londra bahçelerinin yağmur sonrası kokusundan esinlenilerek yaratıldığı söyleniyor My Burberry’nin. Henüz Londra’yı görme şansına erişemedim. (Sevgilim? duyuyor musun? J) O yüzden Londra’nın yağmur sonrası nasıl koktuğu hakkında pek bir fikrim yok.
Aslında parfümle ilgili söylemek istediklerimi bir türlü toparlayamamıştım, hatta pek bir fikrim yoktu aynen Londra gibi ama dün bir kez daha kokladıktan sonra biraz oturdu aklımdakiler.

Öncelikle, My Burberry birkaç kez koklandıktan sonra satın alınmaya karar verilmeli. Aslında her parfüm öyle olmalı ama My Burberry biraz detaylarında saklı. Özellikli bir parfüm olduğunu ilk koklamada fark etmeniz biraz zor olabilir. Tek düze gibi, çok hareket etmeyen bir koku gibi gelebilir.

Biraz daha ona şans tanıyarak ve parfümü aşama aşama değerlendirmeye çalışarak koklarsanız, Francis Kurdijan sanatının incelikleriyle karşılaşacaksınız. Kendisine hayranlığımın başlıca sebebi parfümlerinin katman katman olması. İnce bir işçiliğin eseri olduğunu ve ürünün kalitesini koklayarak fark ediyorsunuz.

Benim için My Burberry de tıpkı Dolce gibi kremsi bir çiçek kokusuydu ilk koklayışta. Ama zaman ilerledikçe Dolce’nin aksine kokuda hareketlenmeler olduğunu fark edip ‘hımm bi daha koklayım, dur bir kez daha bakayım’ diyip durdum. Hele dip notaları o kadar yumuşak bir his veriyor ki, sadece dip notada bıraktığı iz için bile koleksiyona eklenebilecek bir parfüm My Burberry.

Parfümün Künyesi:
My Burberry
Çıkış yılı: 2014
Parfümör: Francis Kurkdijan
Üst Nota: Itırşahi(tatlı bezelye çiçeği), Bergamot, Mandalina
Kalp Notası: Sardunya, Frezya, Ayva
Dip Nota: Paçuli, Damask Gülü, Gül

Notalardaki ıtırşahi ya da bezelye çiçeği yeni bir nota benim için. Diğer notalar içinse tek tek başlangıç şöyleydi, bitiş böyleydi diyemiyorum bu kez. Dediğim gibi başlangıçta tok ve açılmayan bir koku sanıyorsunuz ama zaman ilerledikçe açılıp yumuşamaya başlıyor. frezya kokusunu çok sevdiğim ve iyi tanıdığım için onu hissettiğimi söyleyebilirim ama J Bir de tabii gülü. Gül de yumuşacık bir etki ile katılmış parfüme.

My Burberry’nin kokusundan bahsettikten sonra, sıra şişesinde, reklamında ve Kate Moss’da!


Parfümün şişesinin kapağı ikonik Burberry trençkotunun düğmelerinden ilhamla bej  rengi seçilmiş. Kapak sanki bir düğmeyi kalınlaştırmışsınız gibi duruyor. Ayrıca şişenin boynundaki fiyonk da Burberry trençkotlarının üretildiği fabrikadan direkt alınıp kullanılmış. Efsane trençkotların kumaşı kullanılmış yani. (Burada rencide edici bir durum da yok değil sanki. Kimi insanlara bir Burberry trençkota en yakın olabileceğiniz an bu şişeyi elinize aldığınız an demişler sanki J Aynen Elie Saab parfümünde olduğu gibi, trençkotu alamıyorlarsa parfümünü alsınlar meselesi yani J)

Bu güzel şişeli parfümün tanıtım yüzleri modanın kraliçesi Kate Moss ve yeni yetme Cara Delevingne. Açık konuşmak gerekirse Cara’dan pek hoşlanmıyorum. Proje çocuklar gibi geliyor bana. Karl Lagerfeld’in gözdesi olmalar, kendinden yeni Kate Moss diye söz ettirmeler, asi kız havaları falan ne kadar gerçek diye düşündürüyor. Gerçi Kate Moss’u tanımayan bir nesil var ve onlar beğeniyor olabilirler ama sen kim yeni Kate Moss olmak kim sevgili Cara diyorum J

Şu satırlardan anlaşılacağı üzere fena bir Kate Moss hayranıyım. İlk meşhur olduğu dönemler benim çocukluğuma denk geliyor neredeyse. Ama sonrasında yani moda bende yavaş yavaş bir ilgi alanı olduğundan beri kendisini hayranlıkla takip ediyorum. Kendisinin yeri doldurulamaz bir moda ikonu olduğunu düşünüyorum hatta. Nasıl doldurulsun ki? Kadın tek başına ugg botları, babetleri ve skinny jeanleri moda yaptı. Arada “hiçbir şeyin tadı zayıflıktan daha güzel değil” (nothing tastes as good as being skinny) falan diye şuursuz laflar da ediyor ama onu da artık bağımlılıklarına veriyor ve bir şey demiyorum J

Yeni yetme Cara ve queen Kate Moss  My Burberry için bir araya gelip ses getiren bir reklam filmine imza attılar. Üstlerinde birer trençkotla tabii ki. Bir de reklamın bir yerinde bir tane trençkotla üzerlerini örtüp sanki yağmurdan korunuyormuş havalarına giriyorlar. Ama stüdyodalar. Büyük ihtimal yukardan biri bir şişe suyu döküyor o sırada J O kısımdaki şuursuzluk hariç (Testino’nunda mı minik sevimli bağımlılıkları var acaba? J) reklam filmi de başarılı.



My Burberry kokusuyla, reklam kampanyasıyla ve hikayesiyle son yılların en iyi çalışılmış parfümlerinden biri. Bu emek karşılık görecek mi, My Burberry bir fenomen olacak mı, ilerleyen zamanlarda göreceğiz.

Son olarak trençkot denilen efsane giyecek ile bitirmek istiyorum. İçinizde ister pijama, ister gece kıyafeti olsun bunu üzerine geçirince hoop oluyorsun bir İngiliz düşesi. Adeta sihirli bir kıyafet. Neyle kombinlersen onunla müthiş bir uyum sağlıyor. Sneaker, blue jean ikilisinin üstüne de oluyor, etek ceket takımının üstüne de.
  Bu arada trench hendek, siper anlamına geliyor. Trench coat aslında birinci dünya savaşında siperlerdeki askerlerin üzerine giymesi için tasarlanmış bir üniforma. Daha hafif olması sebebiyle kalın kabanlar yerine trençkotlar giyilmiş Fransız ve İngiliz askerler tarafından. Ve tabii ki rengi asker yeşiliymiş ilk tasarlandığında. Thomas Burberry, yani Burberry’nin temellerini atan beyefendi  su geçirmeyen gabardin kumaşı icat edip üstüne bir de bu kumaşla dikilmiş trençkotu askerlerin ihtiyaçlarına yönelik detaylarla bezeyip İngiliz ordusuna sunmuş. Omuz detayları mesela apoletler içinmiş. Savaş sonrası askerlerin trençkotları günlük hayatta da kullanmaya başlamasıyla iyice hayatımıza girmiş trençkotlar.


Trençkotların Burberry ismi ile anılması da bu sebepten yani.
Burberry trençkotların şimdilerde fiyatları 4500-5000 TL arasında ülkemizde. Ama neyse ki Zara ve Mango var J Gerçi elinizi attığınız her mağazada en az iki model trençkot göreceğinizden eminim ben. 
En güzel modelleri ile bu uzun yazıyı bitirelim ve buraya kadar okuyan herkese çok teşekkür edelim.










(Görseller Burberry web sitesi ve Pinterest’ten alınmıştır.)