16 Kasım 2014 Pazar

EVLENİYORKEN

GELİN

Açık konuşmak gerekirse evliliğe inanmıyordum. Bu kurum benim için iki kişinin mutlu bir hayat sürmesinden çok, bu ikilinin "Biz birlikte olduğumuzu sülalelerimize duyurmaya karar verdik, salon mobilyalarımız hakkında 100 kişinin görüş bildirmesine, çocuğumuzun ne zaman olması gerektiğine de çevremizdeki yakın uzak akrabaların karar vermesine hazırız. Ha bu arada hayatı birbirimize zindan etmeye de niyetliyiz." deklarasyonu gibiydi.

Büyük konuşmuşum... Şurada anlattığım beyle tanıştıktan çok kısa bir süre sonra sülalerimize evlenmek istediğimiz haberini vermiştik bile J Neyse, evlilikle ilgili söylediklerim bir sürü insanın hayatı için hala geçerli. Şanslılardan ve mutlulardan olmanızı umuyorum bu yazıyı okuyorsanız.

Evlilik denilen şeyin kötü yanlarından değil de güzel, insanı hayallere daldıran kısımlarından bahsedelim. Mesela gelinliklerden!



İster 5 yaşından beri nasıl bir gelinlik giyeceğini biliyor ol, ister ‘Ne evliliği yaa’ diye konuşan kızlardan.
O teklif geldiği gün aklından(benimkinden) sadece şu geçiyor: “Allahımmm nasıl bir gelinlik giyicem ben? Kesinlikle çok farklı olmalı. Bir kere herkese benzememeli, farklı olmalı(neticede gelin oluyorsun ne kadar farklı olacaksın Allah aşkına diyemedim tabii kendime) Ben o dalga geçilen kafasına kuş yuvası koyulmuş gibi duran gelinlerden olmayacağım. Sade olucam ben, sade… Sade…sade…” (Sade diye diye kafayı yedi(m), yazıkL)

Tüm bunları düşündükten sonra kendinle kaldığında yaptığın ilk şey google amcaya danışmak oluyor. Yaz kızım; “Gelinlik modelleri.” İşte bu hatayı yapmayın sevgili sade severler. “Wedding dresses” falan yazın. Ya da “wedding gowns” yazın. Gerçi İngilizce yazacaksınız da ne olacak, ya vintage dünyasına dalıp “Allahım burada niye böyle şeyler yok” diye ağlayacaksınız ya da Pinterest denilen kuyuya düşüp, düğün bitene kadar oradan çıkamayacaksınız. Pinterest çok tehlikeli yalnız aklınızda bulunsun J

Nereden mi biliyorum? Tabii ki kendimden. Düğün sonrasında artık doğru yalan orasını bilemiyorum tabii ama bir sürü insandan güzel olmuşsun sözleri işittim. Peki inandım mı? Hayır! Aylarca rüyamda düğünümü gördüm. Her defasında saçımı başka makyajımı başka türlü yaptırabildiğim için seviniyordum. Düğünden aylar sonra düğün videomuzu iç rahatlığıyla izleyebildim hatta. (Bende dertler derya, buradan da anlaşılacağı üzere)

Neyse, kendi bunalımlarımdan çıkardığım sonuçları paylaşmak, gelin olacak arkadaşlara ufak da olsa yardımcı olmak, biraz da fikir vermek ve tabii ki parfüm önermek için görevimin başındayım J

Evlendiğiniz adamdan eminseniz (“herhalde eminim” demeyiniz çünkü öyle olmayan çok kadın var) düğünle ve evlilikle ilgili düşüneceğiniz iki şey olsun. Bir gelinlik, iki saç-makyaj. Gerisi inanın hiiiç önemli değil. Evin içine geçince de alınır 8 parça tencere takımı. Bunlara takılmakla sakın zamanınızı harcamayın! Hele hele “Koltukların ayaklarının mobilya rengi ile masa takımının mobilya rengi neden aynı değil, Allahım neden?” diye kendinizi parçalamanıza hiç gerek yok. Çok kısa bir süre sonra onları görmeyeceksiniz bile. (Artık bunu da nereden bildiğimi söylememe gerek yok sanıyorum :o )

Gelinlikle başlayalım. Gelinlikler genelde üç ana modele ayrılıyor: prenses modeli, a-kesim ve balık. Her birinde de muhteşem güzellikte modeller bulunabilir. Ben mesela mağazadan içeri girer girmez ‘prenses modeli istemiyorum’ diyordum. En azından üzerimde nasıl durduğuna bir bakabilirmişim. Üç modelden de birer tane deneyin. Hangisi size, vücudunuza, tarzınıza uygun bir bakın. Ondan sonrasında girdiğiniz yerlerde ‘prenses göstermeyin, a-kesimlere bakacağım’ dersiniz.
Hem böylelikle düğünden iki ay sonra bir arkadaşın düğününe gidip “Ayyy ben de mi prenses/balık/a kesim gelinlik giyseydim acaba?” demezsiniz benden söylemesi.

Benim en beğendiğim prenses, balık ve a-kesimler şu şekilde:


Gelelim makyaj-saç konusuna. Eğer kendinize güveniyorsanız makyajınızı kendiniz yapın. Al sana bir pişmanlık daha. “Kendi yaptığım makyajla çok daha mutluyken neden o takma kirpikleri taktım ki” diye düşünüp durursunuz sonradan. “Ama bizim takma kirpiğimiz ipekteeen, hiç rahatsız etmiyooo” diyecekler. İnanmayın!

Makyajı kendiniz yapmak istemiyorsunuz, ok. O zaman etrafınızı iyice dinleyin ve sizin istediğiniz gibi makyaj yapan birileri var mı araştırın. Kesinlikle prova yapın. (Bağğzı meşhur markaların mua(make up artist) ları pek havalı oluyor, gözünüzü korkutmalarına izin vermeyin.)Hatta provada karar verdiğiniz konuları not alın ki, provada “eye-linerınızı ince çekelim” diye karar alıp, düğün günü heyecandan bunu muaya hatırlatmayı unutup iki parmak kalınlığında eye-linerla Amy Winehouse’a selam çakmayınJ

Biz Türkler yaratılıştan olsa gerek abartıyı pek seviyoruz. En hafif makyajı yapacağım diyen mua bile makyajın sonlarına doğru elinde simli bir göz kalemiyle “ay son rötuşları yapayım” demeye başlıyor. Bol bol fotoğraf gösterin bir de. Hoş siz istediğiniz kadar fotoğraf gösterin muacığım aklında ne varsa ezberden o makyaja başlıyor ama önceden örnek göstermiş olursanız makyaj bittiğinde carlama şansınız olur J

Seçtiğim&Beğendiğim makyaj örnekleri de burada.


Ve işte sıra dalga konusu olmakla prenses olmak arasındaki çizgiyi belirleyen şeyde. Saç!
Burada da önemli kriter nasıl mutluysan öyle kalsın olmalı. Günlük hayatında saçlarını asla toplamayan insanın sımsıkı bir topuzla başını ağrıtması çok saçma. Yaptım mı? Tabii ki evet J
Kuaförün laubalilikle samimiyeti ayırabilen biri olması ve saçlarınızı yaparken sizinle gerçekten ilgilenmesi çok önemli. Kulak veriyor mu söylediklerinize yoksa o da ezberden bir gelin topuzu yapmaya yemin mi etmiş mesela? Önemli şeyler bunlar.

Saçla ilgili de çok beğendiğim birkaç örnek burada.



Parfüm belki de akla gelen son şey böyle bir günde. Benim aklımdaydı tabii ki J Parfümden çok o günü bir koku ile hatırlama isteğiydi aslında benimki. Parfümlerin hayatımın belirli dönemlerini hatırlatmasına bayılıyorum J Tavsiyem düğün günü ilk defa kullanmayın seçtiğiniz parfümü. Daha önceden teninizde nasıl durduğunu ve sizi nasıl hissettirdiğini test etmiş olun muhakkak.
Parfümün sizi iyi hissettirmesi çok önemli. Ne bileyim bir koku vardır, çok seviyorsunuzdur ama başka başka anıları vardır sizde. Ne gereği var di mi? O günü hatırlamak varken?

Şöyle bir yol izleyebilirsiniz. Mesela dans için bir kareografi çalışılacak. Derse giderken, seçtiğiniz parfümü sıkın. Ya da düğün mekanına provaya gidilecek. Yine seçtiğiniz kokuyu kullanın. Sonrasında üzerinden yıllar bile geçmiş olsa o parfümü kokladığınızda eşinizle düğün mekanındaki provayı ya da ilk dansınızı hatırlayacaksınız. Ayy ne güzel di mii

Gelelim parfümlere;

Benim ilk önerim Guerlain Idylle. “Öyle bir kokmak ki adeta bir gelin için yaratılmış olmak” diyorum bu parfüm için. Çok sevdiğim kokulardan biridir kendisi. Biraz fiyat olarak abartılı gibidir ama parfümün fiyatını hiç bilmeseniz de onu koklayınca lüks, pahalı, ihtişamlı bir şey kokladığınızı düşünürsünüz. Zarif, narin aynı bir gelin gibi kokar Idylle.


İkinci parfümümüz Prada Infusion D’iris. Kendisine karşı olan aşkımı daha önce şurada itiraf etmiştim. Iris, sade kadınların tercihi olur gibime geliyor. Topuklu ayakkabılarıyla her sabah bakışıp, evden çıkarken yine botlarını ayağına geçiren kadının gelin verisyonu Iris kullanır düğün gününde.


Tresor in Love var üçüncü sırada. Tresor malum artık bir efsane olmuş durumda. Tresor in Love ise onun küçük kızkardeşi gibi. Daha naif. Meyve&çiçek karışımı insanın içini açan bir koku.


Dördüncü önerim Chloe EDP. Bir gelin gül kokmaz da ne kokar değil mi? Kendisinin hikayesi de şurada mevcut.

Beşinci ve son öneri çook eskilerden bir parfüm, Gucci Rush 2. Hala satışta mı bilmiyorum. Ama eğer karşılaşırsanız kesinlikle koklayın. Frezya denilen çiçeğe aşık olacaksınız! Hatta elinize de bir Frezya buketi alırsınız bahardaysa düğün. Bak yine duygulandım ♥ J



Benden bu kadar. Yine upuzun bir yazı oldu. İşinize yaramasını umuyorum önerilerin. Ve parfümlerin tek bir beğeni tarzında yoğunlaştığının farkındayım ama kafamdaki gelinlere vanilyalı parfümler yakıştıramadım. 

Evlenen herkesin şansı bol olsun. Çoook mutlu olun inşallah!

PS. Bahsettiğim parfümlerin incelemelerini de yazmak niyetindeyim. Umuyorum en azından J


 (Görseller Pinterest, Pronovias ve cosmopolitan.com dan. Pinterest dünyasına ne kadar laf etsem de kopmanın pek imkanı yok gibi :) wedding boardı için tık)