22 Nisan 2014 Salı

ROSES DE CHLOE EAU DE PARFUM

ROSES DE CHLOE

“O güzel gözlerini canım, süzerek süzerek gel bana gel!”




En az bu şarkı kadar aydınlık bir parfüm. Chloé’nin son çıkardıklarından biri, en kolay anlaşılacak haliyle de Chloé’nin pempesi.
Roses de Chloé, baya gerçek gül kokuyor. Issey Miyake Florale’den tut D&G Rose The One’a kadar bir çok güllü parfüm kokladım. Chloé’yi koklayana kadar favori gül kokum Paul Smith Rose iken Roses de Chloé kendisinin pabucunu dama atmama sebep oldu.
Böylesine beğenmemde en büyük etken baygın bir gül kokusu olmaması. Sanki sabah erkenden uyanıp güneşin yeni yeni vurduğu bahçenize çıkmışsınız, sulanan bahçenin toprak kokularını aldıktan sonra da eğilip bahçedeki güllerden birisini koklamışsınız gibi. Biraz ıslak bir gül bu tabiri caizse.
Michel Almairac ve Mylène Alran tarafından tasarlanan Roses de Chloé floral parfümler ailesine giriyor. Üst notasında bergamot ve gül, kalp notasında manolya, dip notada ise amber ve musk bulunuyor. Oldukça uzun bir süre gül kokusunu almaya devam ettikten sonra önce muhteşem ötesi manolya sonra da amber ve muskla tertemiz ve net bir bitiş sağlıyor.

Gül, çiçeklerin kraliçesi; gül yağı, bayıldığımız türlü türlü parfümün en birinci hammaddesi; gül suyu da Chanel’in kozmetik ürünlerine kadar girebilmiş bir mucize olsa da ülkemizde maalesef baskın notanın gül kokusu olduğu parfümler pek beğenilmiyor. Bunda en önemli etkenin mevlütlerde tutulan yapay gül kokusu içeren o sulu şey olduğunu düşünüyorum. Ambalajından kokusuna fazlaca başarısız olan yapay gül suları gül çiçeğine yapılabilecek en büyük saygısızlık bence. Dediğim gibi bir kraliçeden bahsediyoruz!
Roses de Chloé, çiçek kokularını sevenler tarafından bir şans verilmeyi fazlasıyla hak ediyor. Kendisini -reklamların da bunda etkisi büyük- oldukça genç bulanlar var. Ben genel düşüncenin aksine çiçek kokularının olgun kadınlarda genç kızlardan çok çok daha iyi durduğunu düşünüyorum. Çiçeğin verdiği sadelik, pastel tonlarda bir kalem etek ve beyaz tişört/gömlek ikilisi ile bir araya gelip mükemmel sonucun ortaya çıkmasına sebep olacaktır.
Roses de Chloé kadını, pastel tonlarda giyinmeye bayılan, neon renkleri uzaktan seven, nude rujlarından vazgeçemeyen aydınlık bir kadın bence.


(Görseller Pinterest'ten alınmıştır.)

20 Nisan 2014 Pazar

MARC JACOBS DAISY EAU DE TOILETTE

DAISY, BOŞ VERMİŞLİĞİN VE GÜNEŞ IŞIĞININ KOKUSU 



Kulağa çok saçma gelebilir hatta boş vermişliğin kokusu mu olurmuş canım dedirtebilir bu başlık. Bahsettiğim boş vermişlik her şeyden vazgeçme noktasındaki değil de her şeye sımsıkı sarılma anındaki boş vermişlik. Gerisini bırakma tavrı. Üzerime düşeni yaptım, içim rahat, mutluyum havası. Bu havayla yüze oturan hafif bir gülümseme ve kendisinden sebep boş vermişlik hissinin kokusudur MJ Daisy benim için.
Parfümleri kategorize ederken yüz ifademi değiştirip değiştirmemelerine göre ayrımlar yaparım. Bazısı gülümsetir, bazısı şaşırtır, bazısı da yüzümü ekşitir. Yüz ifademi hiç değiştirmeyen kokular da ‘eh işte’ kokuları olarak kişisel uzay boşluğumda yerlerini alırlar.


MJ Daisy de yüz ifademi değiştirenlerden. Üstelik gülümsetme gücü olan parfümlerden birisi. Şirinlik abidesi şişesiyle başlayalım… Görenin gözlerinden kedi yavrusu görmüş gibi kalpler çıkmasına sebep olan şişenin tüm albenisi kapağında saklı. Metal kapak üzerine monte edilmiş plastik beyaz papatyalar Daisy’den başka herhangi bir yerde fazlaca yapay durabilirlerdi.


Küçüklüğünde evin arkasındaki tarladan(şimdi oradan iki yönde toplamda 6-7 şeritlik bir yol geçiyor maalesef) bol bol papatya toplamış biri olarak söylemeliyim ki Daisy papatya kokmuyor J Floral-woody-musk koku ailesinin üyelerinden olan Daisy’nin üst notasında çilek, menekşe yaprakları, kalp notasında menekşe, yasemin, dip notasında ise musk ve vanilya bulunuyor. Parfümü ilk kokladığınızda aldığınız koku daha meyveliyken zaman geçtikçe çiçekler ve son olarak da muskı almaya başlıyorsunuz. Musky bir bitişi var parfümün. İçerikteki çilek kesinlikle bir kırmızı meyve tatlılığıyla değil de taze toplanmış yeşil yeşil kokan bir etkiyle katılıyor parfüme. Sanıyorum bu mutlu hissettiren ve boşvermişlik duygusunu tatmanıza sebep olan da menekşe yapraklarına karışmış çileğin kokusu. 


Bu arada eklemeden geçmeyim, içerikte yazılmasa da citrus tonlar da barındırıyor bence parfüm. Ferahlığı buradan geliyor diye düşünüyorum.


Risksiz, sade, rahat bir koku arayışında olan kadınlar rahatlıkla kullanabilirler Daisy'yi. Tam bir yazlık gündüz kokusu. Bembeyaz ve güneş ışığıyla dolu... Bu parfümü kullandığınız gün kesinlikle beyaz giyinin. Etkisinin iki katına çıktığını fark edeceksiniz.

Daisy kadını, güneş ışığının içinden geçtiği kadın bence. 

Sakin, mutlu, huzurlu…

(Görseller Pinterest'ten alınmıştır.)