2 Mayıs 2014 Cuma

PARFÜM 101

PARFÜM 101/UYGULAMA

Parfümlerle ilgili merak ettiğiniz her şey internet aleminde elinizin altında aslında.
Ama Benim Parfüm 101’im biraz daha uygulamaya yönelik. Görselle anlatım iyidir hem akılda kalır J

Doğru parfüm seçimi…

Doğru parfüm seçimiyle ilgili olarak uzunca bir yazı yayınlayacağım daha sonra ama bu konuda çok etkilendiğim bir sözü paylaşmak isterim. “Reklamı görmezden gelin.” Bu söz büyük parfüm evleri için bir çok hite imza atmış olan, kendisine genç kızların Justin Bieber’a duyduğuna yakın bir hayranlık beslediğim ünlü burun Jean-Claude Ellena’nın “Doğru parfümü nasıl seçeriz?” sorusuna karşılık verdiği bir cevap aslında.


Evet o Coco Chanel reklamlarını görmezden gelmek, sıktığınız zaman reklamdaki yakışıklının peşinizden sizi her yere takip edeceğini hayal ederken zor olabilir :) Ancak endüstrinin en büyük oyunlarından birini alt edebilirseniz eğer, sizin için doğru olan parfüme daha fazla yaklaşırsınız. Unutmayın herkesin kokunuzun adını bilmesi gerekmez. “Parfümün ne senin?” sorusuna Dior diye cevap vermek hoş olabilir ama parfümeriye girdiğinizde Acqua Di Parma’yı görmezden gelip Dior, Chanel ya da Lancome standına koşarsanız hayatınızın kokusuyla tanışma fırsatını kaçırmış olabilirsiniz.


Doğru yer doğru zaman…

Doğru zaman seçimi de ne ola? Evet, her yerde karşımıza çıkan o doğru yer doğru zaman kavramı parfüm için de geçerli. Gündüz ve gece kokularını ayırmanızda fayda var. Eğer ayıramam zaten tek parfümüm var diyorsanız da her ikisinde de kullanılabilecek flororyantal bir yön seçebilirsiniz. Aksi takdirde herkesin tuvaletle geldiği davete blue jeanle gitmişcesine bir aykırılık yakalamanız çok olası. Gündüzleri etrafınızdaki insanları da düşünerek daha hafif (şekerli kokunun da hafifi var evet) parfümler deneyin. Sabah ofiste acı badem koklamak isteyen iş arkadaşlarınız varsa bilemem tabii J
Yine akşam gidilen bir yemek, düğün, organizasyonda citrus kokmayın mesela.  (Evet hepimiz her akşam o davet senin bu organizasyon benim gezip duruyoruz zatenJ)
Unutmayın bir kıyafeti iki şey tamamlar. Birincisi tabii ki gülümsemeniz, ikincisi ise tabii ki parfümünüz



Gelelim kalıcılığa…

Artık eau de parfumlerin eau de toilettelerden daha kalıcı olduğunu bilmeyen kalmadı sanıyorum. Ancak Edp bile olsa bir parfümün sizinle tüm gün kalmasını beklemeyin. Hayal kırıklığı olur sonuJ Kalıcılığı oldukça yüksek olan parfümlerden Hpnotic Poison mesela, evet sizinle gün boyu kalır, hatta La Vie Est Belle sizi ertesi gün de yalnız bırakmaz ama sadece yoğun kokulardan hoşlanıyorsanız. Hafif kokulardan hoşlanan kadınlar için üstte saydığım iki parfüm kabusa sebep olabilir.

Bunun dışında kalıcılık için yapılabilecekler…
Parfüm kıyafette daha uzun süre kalıyor hanımlar. Tende bir süre sonra uçuyor, bu da çok normal çünkü parfümler zaten neredeyse %70-80 oranında alkolden oluşuyor. Alkol uçarken teninize oturmuş olan yağ(esanslar yağ formunda bu arada) da uçuyor. Ama kıyafete o yağ oturuyor işte, bu sebeple de daha kalıcı oluyor parfüm.
Burada en dikkat etmeniz gereken konu eğer kokunuz edp ise açık renk kıyafetlerinize olabildiğince uzaktan sıkmak. Edt ise de yine dikkatli olmak da fayda var tabii.
Bir de teninize parfümü sıkarken de yine uzaktan sıkın. Parfüm olabildiğince çok yayılsın. Böylece daha geniş bir alandan buharlaşıp daha çok kokacaktır siz hareket ettikçe.
Etek giydiyseniz etek uçları kokunuzun yayılması için güzel noktalardır. Yine hareket ettikçe kokunuz yayılır.


Ayrıca parfümünüzü losyonu ile beraber kullanmak da kalıcılığı arttırmakta işinize yarayabilir. Ya da kokusuz bir nemlendiriciyi hafifçe sürdükten sonra parfümünüzü sıkabilirsiniz. Yine kalıcılık artacaktır.

Saçlar…
Bir çok marka hair mist çıkarmaya başladı. Sevdiğiniz parfümün hair mistini kullanabilirsiniz veya direkt kendi parfümünüzden hafifçe saçlarınıza sıkabilirsiniz.

Parfümü saklarken…

Araba torpidosuna parfüm koyan son insan Behlül’dü ve kendisinin akıbeti pek hoş olmadı J Siz siz olun arabanızın torpido gözüne parfüm koymayın. Sebep olabileceklerinin en basiti sıcaktan parfümün bozulması. Daha kötülerini söylemeyim.
Parfümünüzü mümkünse kutusunda saklayın. Hem ışıkla daha az temas ettirmiş olursunuz. Unutmayın parfüm dediğimiz sihirli sıvı güneşi, sıcağı, nemi pek sevmez.
Ancak buzdolabında saklamanın da çok gereği yok, oda sıcaklığı iyidir.



Parfümünüz bitince…

Aşağıdaki fotoğrafları ilk gördüğümde gözlerimden kalpler çıkmıştı.
Kesinlikle çok hoş dekoratif objeler oluyor parfüm şişeleri bu şekilde vazo olarak kullanıldıklarında. Bence banyoya veya yatak odasında makyaj aynasının bir kenarına çok yakışırlar. 



Bitmiş parfüm şişelerini atmaya kıyamayanlardansanız bunu denemenizi tavsiye ederim.

Bir başka Parfüm 101 dersinde görüşmek üzereJ

(Görseller Pinterest’ten alınmıştır.)

28 Nisan 2014 Pazartesi

CHANEL CHANCE/CHANCE EAU TENDRE/CHANCE EAU FRACHIE

ÜÇ KIZKARDEŞ

Chanel kokularının en popülerlerinden biri olan Chanel Chance ve kendisinin kızkardeşleri, Chanel Chance Eau Tendre ve Eau Frachie yazının konusu.



Parfümleri şişesi, kutusu, reklamı ve görsel çekimleriyle
bir bütün olarak sunan endüstri elbette burada da bir hikayeden kaçınmamış. Chanel Chance’ın yuvarlak şişesi, tüm Chanel parfümleri içinde bir ilk. Diğer parfümleri düşünürsek hep köşeli şişeler kullanılırken burada tam bir çembere benzeyen yuvarlak hatlı bir şişe var. Şans ismiyle örtüşmesi açısından bir çarkıfelek düşünülerek böyle yuvarlak bir şişe tasarlanmış. Kareye yakın bir dikdörtgen olan kapaksa yuvarlak şişeye tezatlık oluşturmak içinmiş. Benim kapak ve şişe
arasındaki farka dair yorumum ise şişenin yuvarlak hatlarının oluşturduğu kadınsılığın köşeli bir kapakla azaltılmaya çalışılması.

Büyük abla ile başlayalım…

Şipre-floral koku ailesinin sakinlerinden olan Chance ilk defa 2003 yılında satışa sunulmuş. Parfümlerin satışlarında ve popülerleşmelerinde isimlerinin ne kadar önem taşıdığını Chance’la görmek mümkün. Birkaç kez arka arkaya söyleyin, sanki chance kelimesi ilk defa Chanel’in ardından söylendiğinde ne de hoş durur bu kelime, kulakta nasıl da hoş bir tını yaratır diye türetilmiş J
Kokuyu tasarlayan burun Chanel’e özel çalışan ve bir çok Chanel kokusunda imzası bulunan Jacques Polge.

Parfümün içeriğine göz atalım;

Üst notalarda ananas, iris, pembe biber, paçuli ve sümbül, kalp notasında yasemin ve limon, dip notalarında ise musk, vanilya ve vetiver bulunuyor. Bütün bunları teker teker hem de nota nota koklayabiliyor muyuz derseniz cevabım hayır. Şipre kokuların büyük çoğunluğunda yer alan paçuli Chance’da sizi en çok vuran nota olacaktır. Hatta daha da ileri gideyim; bu parfüm paçuli ve limon kokuyor! Geri kalan notaları neredeyse alamıyorsunuz. Paçuli vurucu bir bileşen oluyor genelde parfümlerde. Bu yüzden Chance da vurucu bir parfüm. Hatta bazı burunları kesiyor bile diyebilirim.

Eau de parfum versiyonu oldukça kalıcı olan Chance’ın dip notaları da sizi üzmeyecektir. Paçuli’nin hafiflemesi, arkadan çıkan yasemin ve musk hafif bir bitiş sağlıyor.

Peki, kimdir bu şans isimli, havalı Fransız’ı kullanan 
kadın? Benim aklımda bu parfümü kokladığımda 
beliren imge oldukça güçlü bir kadına ait. 
Fark edilmekten hiç korkmayan ama amacı kesinlikle fark edilmek olmayan, kokumla insanları rahatsız eder miyim diye bir saniye bile düşünmemiş, parfümü kendi için kullanan, tabii ki biraz Parizyen ve inci kolyenin(sıra sıra dizilmiş chanel incileri olabilir mesela) ve de kalem eteklerin çok çok yakıştığı bir kadın benim için Chance kadını.


Her ne kadar Chanel Chance serinin gözbebeği, büyük ablası ve de en çok satanı olsa da diğer iki kokuyu da es geçmemek lazım.

Ben bu üçlüyü hep kız kardeşlere benzetiyorum. Güçlü  etkili bir abla olan Chance, romantik ortanca kız  kardeş Eau Tendre ve yaramaz küçük kız kardeş Eau Frachie.

Romantik ortanca kız kardeşe gelirsek…

Bir koku nasıl olur da içinizdeki hayat ne güzel, kuşlar, ağaçlar, hele o küçük sevimli çocuklar duygularını ortaya çıkartır? Sevimli kelimesinin bir koku karşılığı olsaydı o koku kesinlike Chanel Chance Eau Tendre olurdu. Tender yani hafif versiyonlar genelde aynı kokunun biraz inceltilmiş hali olarak sunulurlar. Ancak her şeyiyle farklı olan Chance’ın hafif versiyonu 2010 yılında satışa sunulan Chanel Chance Eau Tendre tabii ki kendisine hiç benzemiyor. 
Beyaz uçuşan elbisesini giymiş, hafif hafif rüzgarın estiği bahçesinde çayını yudumlayan, bir taraftan da 
  instagram’da yeni diy projesinin fotoğraflarını
 paylaşan, dekorasyona bayılan, naif bir kadın benim için Eau Tendre kadını.


Parfümün notaları şu şekilde;

Üst notalarda ayva, greyfurt; kalp notasında sümbül ve yasemin; dip notalarda musk, amber, iris ve de virjinya sediri bulunuyor. Bir parfüm neden ayva kokar demeyin, bu parfüm öyle muhteşem ayva kokuyor ki… Hem de ağız buran, surat ekşiten cinsten değil, hafif tatlımsı bir ayva. Parfümün üst notalarındaki ferah ve sevimli havanın müsebbibi de bu ayva bence.
Bildiğimiz fruity parfümlerden Eau Tendre’i ayıranın ise dip notalarındaki işçilik olduğunu düşünüyorum. Virjinya sediri ve iris çok hissedilmiyor ancak musk ve amber parfüme Chanel’e yakışan kaliteli bir bitiş sağlıyor.

Sevimli ve yaramaz küçük kız kardeşte sıra...



Chanel Chance Eau Frachie 2007 yılında piyasaya çıkmış. Odunsu notaların çok belirgin olduğu hatta erkek parfümü mü bu sorusunu sordurtabilecek bir koku. Jacques Polge, “ben Chanelim, ne istersem onu tasarlar, bir de onu sattırırım” mı demiş nedir bu parfüm de yine Türkiye’de olmasa da yurtdışında oldukça popüler. Zaten Chanel tasarımcısı olmak böyle bir şey olsa gerek. (Bakınız son Chanel defilesi ve Karl Lagerfeld’in Chanel süpermarketi.)

Parfüm notaları ise şöyle; üst notalarda limon ve sedir ağacı, kalp notasında pembe biber, su sümbülü ve yasemin, dip notalarda odunsu notalar, amber, paçuli, vetiver ve musk bulunuyor. 
Çok hafif ve uçuşan bir koku olan Chance Eau Frachie’yi yoğun kokulardan tahammül edememe derecesinde uzak duran kadınlara tavsiye edebiliriz.
Kendisi nasıl bir kadındır derseniz, boyfriend jeanini pek seven,üzerindeki salaş tişörtü hoş bir fularla şık bir bluza çevirebilen bir kadın bence.


 (Görseller Pinterest'ten alınmıştır.)