20 Temmuz 2015 Pazartesi

2chic AVACADO&OLIVE OIL ULTRA MOIST LEAVE IN CONDITIONING&STYLING ELIXIR

SAÇ KREMİM

Konu kozmetik olunca alışverişlerim sadece bir iki ürün dışında tamamen o andaki maddi ve manevi durumuma dayanıyor diyebilirim :)

Bir kaç vazgeçilmezim var. Fiyatları neyse, içim yansa da alırım. Onun dışındaysa 10 tl'lik rimeller bazen benim için dünyanın en muhteşem makyaj ürünlerine dönüşebilirler. Tamamen o dönemdeki maddi planlarımla ilgili değişiyor alışverişlerim.
Bir de şöyle bir durum var ki, ben sadık bir kullanıcı değilim, her şeyi merak ederim. İtiraf etmek gerekirse promosyonlu ürünler için şampuanımı, kremimi sattığım çok olmuştur.

Saç konusunda da aynıydım:) Ama işte artık yaşın ilerlemesi midir, yoksa saçlarımın bir anda huyları mı değişti nedir, bana çok sorun yaşatmayan saçlarım son bir kaç yıldır sanki daha sert. Özellikle banyodan sonra elektrik çarpmışçasına her bir telin havaya kalma potansiyeli var. Ben de saçlarıma maşa, düzleştirici olabildiğince az uygulamaya çalıştığım için iyice deli bir görüntü çıkıyor ortaya. 
Daha önce şu yazıda bahsettiğim doğala dönme çabalarımın da sonucunda duşta saç kremini de bıraktım, ne yapsam diye düşünürken yaklaşık bir buçuk yıl kadar önce Gratis'te 2chic ultra moist leave-in conditioning &styling elixir  ile tanıştım. 


 Etiket bilgileri de beni tatmin ettiği için ve kendisine nankörlük etmeyip bittikçe yenilediğim yegane ürünlerden olduğundan buradan da anlatmak istedim kendisini. İçeriğindeki bitkisel yağların da organik olduğu bilgisi verilmiş. Sanırım kalbimi çalmasının sebeplerinden biri de bu :)

Benim gibi etiket görmeden ürün alamayanlar için içerik bilgilerini paylaşayım öncelikle:
Aqua, gliserin, cetyl alkol, caprylic/capric trigliceride, stearyl alcohol, dimethicone, e vitamini, panthenol, phenoxyethanol, polysorbate 60, citric acid, chlorophylin-bakır komplexi, esans, aloe vera özü, avakado yağı, liçi meyvesi ekstraktı, zeytinyağı, kinoa yaprağı ekstraktı, shea yağı, ayçiçek yağı, sodyum benzoat. (etikette Türkçe yazmamış, aslında kimyasal isimleri yazıyordu ama bu şekilde daha anlaşılır olacağını düşündüm)


Şimdi içerikte stearyl alkol ve silikon var evet. Bu ikisinden özellikle silikon(içerikte dimethicone diye geçiyor) gördüğüm kremlere şüpheyle yaklaşırım her zaman. 

Çünkü silikonlar fake bir etki veriyor tabiri caizse. Çok çok zararlı olduklarını düşünmesem de siz cildinizdeki ipeksi hissin kremdeki yağlar ve özler sayesinde olduğunu sanarken aslında silikonlar o hissi veriyor. Yani şöyle düşünün, öyle mucizevi ürünlerden bahsediyor ki kozmetik endüstrisi, ilk sürümden itibaren ipeksi yumuşaklık diyor mesela. Halbuki silikonlar o yumuşacık hissi verip sizi yanıltıyor. Bu hafif kandırmacaya giren durum ise hiç hoşuma gitmiyor açıkçası :) Bu konuda görüşleri geçerli olan kuruluşlar dimethiconu güvenli kozmetik hammaddeler arasında gösteriyor. Ancak tam tersini düşünenler de mevcut. Silikonlar sürüldüğü andan itibaren cildi kapatıyor çünkü. Her şey altında kalıyor ve cildin, saçın oksijenle teması kesilmiş oluyor.

Silikon dışındaki içeriklere gelecek olursak, e vitamini ve panthenol(B vitamini de diyebiliriz kendisine) saça ve cilde çok iyi geliyor. Bunlar dışındaki yağlar ise avakado, zeytinyağı vs. nemlendirme etkisi bakımından çok kuvvetli. Ürünün saçtan durulanmaması ise uzun süren yumuşaklık etkisi bakımından önemli.

Ben genel olarak saçımda bıraktığı yumuşak etkiden çok memnunum. Bir de sanki bu ürün saçlarımın uçlarının kırılmasını da azaltıyor gibi hissediyorum. Her banyodan sonra saçımı kuruttuğum için ne kadar istemesem de saçlarıma sıcak işlem uygulamış oluyorum. Bu da doğal olarak kırılmaya sebep oluyor. 

Yukarda da belirttiğim gibi bu saç kremi ile ilgili en çok hoşuma giden ve onu sahiplenmeme sebep olan şey içeriği ve verdiği yumuşaklık :)

Son olarak; yazı kesinlikle reklam yazısı değil, sadece kozmetik önerilerimi devam ettirmek amacıyla yazıldı. Ürün içerikleri sizin için de önemli ise, az biraz doğal olsun, kimyasallardan uzaklaşayım istiyorsanız denemenizi öneririm. 
PS. Bu arada saç tipimi de tarif etmeden olmaz. Kalın telli, boyalı ve uzun saçlıyım. Benim saç tipimde işe yaradı bu ürün.

17 Nisan 2015 Cuma

LONG LIVE KARBONAT!


KOLTUK ALTI DEODORANTINA VEDA, SELAM KARBONAT

Çok uzun bir ara vermiş olmanın hafif utangaçlığı ve yabancılama hissi ile karşınızdayım sevgili Kalp Notası severler. (Severler var mı acaba gerçekten? J)
Yılbaşı yazımı yazdıktan çok kısa bir süre sonra, aslında beklediğim ama yine de beni şaşkın ve ne yapacağını bilemez bir hale sokan bir haber aldım. İçimde bir pirinç tanesi büyümekteymiş meğersem J Bu yeni duruma alışma sürecim beni çok zorlamadı neyse ki. Ama biraz fazla uyku ve genel bir isteksizlik hali getirdi üzerime. Zaten kış mevsimi ile de aram pek hoş olmadığı için uzunca bir süre geçmesini bekledim.

Sanırım sonunda geçti ve şimdi buradayım.
Parfümlerden bahsedip durdum şimdiye kadar. Bugünse kötü kokmamak için ne yapmalı ve ben çok uzun süredir ne yapıyorum onu anlatmak istiyorum.

Artık gündelik hayatta kadın-erkek birçok insanın vazgeçilmezi bir ürün olan koltuk altı deodorantlarının neredeyse tamamının içinde alüminyum olduğunu öğreneli yaklaşık 5 sene oluyor. Ki şansıma ben ondan önce –itiraf etmeliyim ki sırf güzel kokusu yüzünden- Nivea’nın Pure&Naturel serisinden alüminyum içermeyen bir ürününü kullanıyormuşum.



Google’da yapacağınız “alüminyum içeren deodorant” gibi basit bir arama ile alüminyumun zararları ile ilgili birçok makale ile karşılaşabilirsiniz.
Peki madem zararlı, neden kullanılıyor bu alüminyum denilen nane?
Alüminyum içeren deodorantların hepsi anti-perspirant yani terlemeyi önleyici olarak satılıyor. Alüminyum koltuk altında çalışan ter gözeneklerini başarılı bir şekilde kapatıyor ve terlemeyi önlüyor. Böylelikle de ter kokmamış oluyorsunuz. Ancak yapılan çalışmalar uzun vadede alüminyumun vücuda geçtiğini ve hatta vücutta birikme yaptığını söylüyor. Ayrıca alüminyumun hormon dengesini etkilediği, vücutta östrojen benzeri bir etki ile çalıştığı da yine çeşitli makalelerde belirtilmiş. Tüm bunların sonucu olarak da özellikle kadınlarda çok sık rastlanan meme kanserini tetiklediği iddialar arasında. Ancak halen yüzde yüz bir ilişkilendirme mevcut değil, bu sebeple de dünyaca ünlü markalar alüminyum kullanmaya devam ediyorlar ürünlerinde.

Peki benim daha önce kullandığım Nivea Pure&Natural’da ne var? Bunun içinde ise bir antibakteriyel hammadde olan Ethylhexylglycerin&Octenidine HCl var. Ter kokusu aslında terden değil, koltuk altında çalışan-üreyen bakterilerden kaynaklanıyor. Bu hammadde ise bu bakterilerin çalışmasını engelliyor. Terleme doğal yoldan devam ediyor ancak koku sorunu yaşamıyorsunuz. Bu arada Nivea reklamı yapmaya çalışmıyorum, Nivea’nın sadece bu serisinde alüminyum yok, diğer roll-onlarında ise var.
Başka hangi markalarda mı alüminyum var? Rexona, Dove, 8X4, Fa gibi markette karşılaştığınız neredeyse tüm markalarda, Amway ve Avon gibi pazarlamacı aracılığı ile satış yapan markalarda ve yerli üretim birkaç markada alüminyum içeriği gördüm.

Ben uzunca bir süredir hayatımdan ‘bazı’ kozmetik ürünleri uzaklaştırmaya çalışıyorum. Mesela yaklaşık 7-8 aydır duş jeli kullanmıyorum. Yüz yıkama jelimi ayda-yılda bir kullanıyorum ki, bitince yenisini almayacağım sanırım. Şampuanı azaltmaya çalışıyorum. Saçlarımı haftada sadece bir sefer ve bir kere şampuanlamaya çalışıyorum. Bir ara sirkeyi saç kremi niyetine kullandım hatta, oldukça da güzel sonuç aldım J


Ha bu arada duş jeli yerine defne sabunu kullanıyorum. Yüzümü de defne sabunu ile yıkıyorum. Sonuçtan şimdilik memnunum. Sadece saçımda istediğim ya da alıştığım diyeyim hali görmediğim için kullanamadım. Onun dışında aramız iyi J


Böyle böyle kozmetiklerden arınırken koltuk altı deo.mdan da ayrılık zamanı geldi diye düşündüm ve biraz araştırınca bir sürü insanın karbonat mucizesinden bahsettiğini gördüm.
Evet, bildiğiniz karbonat. Şu keklere falan koyulanJ Nasıl güzel sonuç veriyor inanamazsınız. Kullanırken isterseniz ıslak koltukaltlarınıza uygulayabilirsiniz, isterseniz direkt pudra gibi kuruyken kullanabilirsiniz. Terlemeyi ne kadar engelliyor bilmiyorum çünkü henüz yaz mevsiminde kullanmadım ama şu anda gerçekten çok memnunum ben sonuçtan. Eğer duş alamadıysam ve kendimi rahatsız hissediyorsam (kokma konusunda biraz takıntılıyım da) koltuk altlarımı ıslatıp sürüyorum, koku sıkıntısı hiç çekmiyorum öyle zamanlarda bile.


Karbonatla ilgili karşılaştığım tek sorun koltukaltlarımın biraz kuruması oldu. Onu da arada bir krem sürerken koltukaltlarına da krem sürerek çözmeye çalışıyorum. Bu kuruma devam ederse Pure&Natural’a bir dönüş yapar mıyım bilmiyorum. Çok katı değilim açıkçası. Ama karbonatın faydalarını da gördükçe kendisine karşı sevgim katlanarak artıyor J Evde yapılan yüz maskelerinde de çok güzel sonuç veriyor karbonat.
Kozmetikle ilgili birkaç önerim daha olacak. Pirinç tanem izin verdikçe onları da paylaşmak tüm arzum inanın J
Son olarak alüminyumu ürün etiketlerinde “aluminium chlorahydrate” şeklinde görebilirsiniz, bilginiz olsun.
Karbonat ise kabartma tozunun hemen altındaki rafta satılmakta J Dedodoranta verdiğiniz paranın yarısından da azını ödeyip, deodoranttan çok daha uzun süre kullanmak mümkün. Önemle duyurulur!